Yalçın Ateş

Yalçın Ateş Yalçın Ateş

Budak Sineması´nın sınırlarını çevreleyen perde duvarlar güm güm titriyor...

Caddebostan ve çevresinde renkli çoraplı, mini etekli kızlar´da balkonlara çıkmış, 8.5´da* janti giyimli gençler doluşmuş, duyupta gidemeyen kızlar ev halkı ile papaz..., çünkü Yalçın Ateş Orkestrası orada çalıyor. Bol perküsyonlu, ritmik giriş parçaları ise Oye como va.....

Yalçın Ateş bir dönemin bir çok önemli çalışmasında yer alan, onlarca plak kayıtına Alto Saksafonu ile renk vermiş, kendi adını taşıyan Yalçın Ateş Orkestrası, Yalçın Ateş 5, Yalçın Ateş 6´lısı topluluklarının kurucusu. Hem ondan hem de Orkestra´sının çalışmalarından bahsedeceğiz.

Kayıp bir isim gibi dursa da yaptığı çalışmalar ile her daim müzik zevkine hakim kulaklara haz veren değerli bir müzisyen. Halbuki 60´lı yıllarda ülkemizde yaratıcı Caz rüzgarları estirmiş İsmet Sıral,Muvaffak Maffy Falay, Ali Kayral, Erol Pekcan, Durul Gence, Faruk Akel, Alaaddin Dal, Tuna Ötenel, Aydemir Mete, Oğuz Durukan, Erkut Taçkın gibi değerli bir çok müzisyen ile birlikte bir çok çalışmaya hayat vermiş, belki de ülkemiz´in en iyi Caz´cılardan Alto Saksafoncu diyebiliriz.

Bir müziği dinlerken, onun harika motifler içeren sololarına tesadüf ederseniz, bitmemesini istersiniz.

Geçmişten bügüne doğru bir dizilimde ilerlersek eğer; 1955 yılında Durul Gence ve Erkan Gürsal tarafından Harp Okulu öğrencileri ile birlikte kurulan Deniz Harp Okulu Orkestrası´nda yer alır. Hatta Erkut Taçkın´da bu Orkestra´nin içindedir. Orkestra´da yok yoktur, bir döneme damgasını vuracak oldukça başarılı isimlerden oluşmaktadır. Bir dönem uydurma bir isimle okul dışında da Soner Soyata ve Arkadaşları (Soner Soyata Topluluğu) adıyla çalışmalarını sergilerler. Hatta toplulukta Yalçın Ateş´in kardeşi olduğunu tahmin ettiğim bateri ile ön plana çıkan Bülent Ateş´de vardır. Bir dönem Alpay´ın önderliğinde ilerleyen, Alpay ve Arkadaşları topluluğunda Alpay´in kuzeni Şanar Yurdatapan, Tarık Öcal, Robert Anglin ve Durul Gence gibi isimlerden oluşan toplulukta gözükmüstür.

Yalçın Ateş Orkestrası, Yalçın Ateş 5, Yalçın Ateş 6´lisi gibi topluklarda tam olarak kimleri bulunduğunu bilmiyoruz ancak tahminen davulda Bülent Ateş, solist olarak Engin Evin (Hey dergisinde bir yazısında uzun zaman orkestrada bulunduğunu belirtiyor.) Bir dönem Bülent Ergüven´i solist olarak görüyoruz. Diğer grup elamanları şuan için bilgimiz dışında. Grup içinde vurmalı çalgıların ağırlık olduğu, bir kaç plak çalışmasından anlaşılıyor. Orkestra bir çok ses sanatçısı ya da mizahı seslendirmemelerin arkaplan sesini üstlendiğini görüyoruz.

Orkestra, bir dönem Ayferi´nin seslendirdiği genellikle Norayr Demirci´nin düzenlediği, Edvart Saatçi´nin sözlerini barındıran, Bir gün anlarsın, Elveda şarkılara, Çingene (Zingara) gibi enfes şarkıların müziklerini icra ediyor. Yine o dönemlerin isimlerinden Cantekin´in solisliğinde yine Yalçın Ateş Orkestrasını görüyoruz. Örneğin, Sessiz gece (My Yiddish Momme) gibi sonradan Türkçe´ye uyarlanan parçalara kendi müzikal atlyapıları ile şekil veriyorlar.

Aşk üzerine kurgulu efsane Ballad´lardan sayılabilecek, Matt Monroe´nun seslendirdiği The music played şarkısına sonra Fecri Ebcioğlu´nun düzenlemesi ile Ajda Pekkan´ın yorumladığı Boş Sokak çalışması yine Yalçın Ateş Orkestrası´nın enfes performansı ile dinleniyor. (Bas vurguları ayrı bir dikkat´e değerdir.)

Kimler ile çalmamışlar ki, Ertan Anapa, Semiramis Pekkan, Nesrin Sipahi, Berkant, Erkut Taçkin, Gönül Akkor.... ve daha pek çok isimin plağında onların müziği var.

Yalçın Ateş 1969 yılında kurulan meşhur İstanbul Gelişim Orkestrası´nda uzun bir dönem bulunuyor. Alto Saksafonu bir çok parçaya değer katıyor... sonraları seyrekleşen çalışmalar. Son dönemlerde Candan Erçetin´in Vakit Varken adlı çalışmadaki enfes Saksafon solosu yine ona aittir.

Yalçın Ateş Orkestrası´nin üyeleri hakkında bilgi ve Topluluk üzerine resimler arıyoruz. Eğer elinizde herhangi bir materyal mevcut ise lütfen 45 Devir ile iletişime geçiniz.

*(Budak açık hava Sineması´nın bir diğer ismi)

Yalçın Ateş'le ilgili

Yalçın Ateş'le ilgili satırları okurken, çok eskilere gittim. Ne güzelmiş o günler...Şunu eklemek istiyorum. " Oye Como Va "yı seslendiren solist de, hafızam beni yanıltmıyorsa Engin Evin'di.

Keşke, Budak gibi açıkhava sinemaları olsa, yine böyle konserler verilebilse de, herkes o günlerin zevkine varabilse...

Peki sizin düşünceniz nedir?

"İstege bağlı", isterseniz e-posta adresi belirtilebilir. (sadece moderasyona görünür.)