Fahri Kayahan
Yanık sesi ve güzel türküleriyle meşhur bir müzisyendi.Malatya’da doğar.Tanınmış bir ailenin tek çocuğudur.Bir yandan babasının manifatura dükkanında çalışırken diğer yandan mahalli ustalardan tambur ve bağlama dersleri alır.Gençliğinde arkadaş meclislerinde söylediği türkülerle tanınır.Ama o yıllarda sahneye çıkıp türkü söylemek ayıp olduğundan ses sanatçısı olma gibi bir fikri yoktur.
Okul yıllarında aynı sırada okuduğu ve sarı kordelasıyla tanıdığı Fahriye isimle kıza vurulur.O da Malatya’da tanınmış bir ailenin kızıdır.Bir süre sonra onunla evlenirler.Bir çocukları doğar.1936 yılında,Fahriye’nin bir kıskançlığı üzerine yaptıkları tartışma,Fahri’nin tabancasıyla Fahriye’yi vurmasıyla son bulur.Fahriye ölür.Olay hakkında pek çok dedikodu yayılır.
Fahri Kayahan ‘bu topraklar bana haram olsun’ diyerek annesi,babası ve iki yaşındaki kızıyla Malatya’yı terk eder.İstanbul’a geldiğinde sanat çevresine çabuk girer.Türküleri,güzel çaldığı tamburu ve yanık sesiyle herkesi etkiler.Borsa Kıraathanesi’nde Selahattin Pınar,Artaki Candan gibi ustalarla çalmaya başlar.Söylediği içli türküler sanki Fahriye’ye bir ağıttır: ‘Sarı Kordelam Sarı’ , ‘Gelini Gelini’ , ‘Aşkınla Ölsem de’ , ‘Karadır Kaşların Ferman Yazdırır’ , ‘Ezo Gelin ‘ gibi pek çok türküsünü plaklara okur. 78 ve 45 devirlik pek çok plağı yayınlanır.
1937 yılında Atatürk’ün Safiye Ayla’dan dinleyip beğendiği ‘Sarı Kordelam Sarı’ türküsünü Dolmabahçe Sarayında ona bizzat seslendirir.Atatürk’ün yanındaki Nubar Tekyay,Şükrü Tunar,Safiye Ayla,Celal Güzelses gibi müzisyenlerin arasına girer.Peşinde plaklarını yayınlamak isteyen gazinoya çıkarmak isteyen pek çok kişi dolanır.Türkiye’nin hemen her ilinde konserler verir.Ama bir kere terk ettiği Malatya’ya bir daha hiç gitmez.Türküleri bugüne kadar defalarca yorumlanır…




BESTECİ YANİ ÇOK İYİ
BESTECİ YANİ ÇOK İYİ OLAN AYNI ZAMANDA YORUMCU OLARAK TA HER ZAMAN HAFIZALARDA YER EDİNEN BİR SANATÇI
Peki sizin düşünceniz nedir?