İsmet Sıral
İsmet Sıral, Türk caz tarihinin en önemli ve özgün kişiliklerinden biri…Türkiye’de ilk big band’in kurucusu.
Erol Büyükburç, Özdemir Erdoğan, Okay Temiz, Metin Ersoy ve Ayten Alpman, Grup Metronom, Burhan Tonguç, Orhan Gencebay, Dave Brubeck çalıştığı önemli müzisyenlerden bazıları.- Dave Brubeck İsmet Sıral ile olan çalışmaları sonucunda gelmiş geçmiş en önemli caz klasiklerinden biri olan ‘Take Five’ ı yazmıştır. –
Kendini bütünüyle müziğine adamış bir kişidir ve tüm sorunları bu yolla çözmeye çalışır.Hayatı ve sanatı saksafonu ile sorgular.
1962 yıllarında Avrupa’da özellikle İsveç’te çalar aynı yıllar New York’ta tanıştığı Don Cherry sayesinde Creative Music Studio’da dersler verir.
Marmaris Turunç `da insanların içlerinden geldiği gibi çaldığı, ustaların çırakları dinlediği, çırakların hünerlerini özgürce sergileyebileceği bir akademi bir caz okulu kurmayı düşünür.1987’de hayatına son verdiğinde maalesef ki bu hayali gerçekleşmemiştir.
İsmet Sıral Creative Music Studio yakın dostları tarafından 2006’da kurulur ve birçok etkinliğine kapılarını açar.
Münir Tireli ‘Bir Metamorfoz Hikayesi’ kitabını ona ithaf etmiştir.
Dost Kip'in hazırlamiş olduğu, ancak kapanan ismetsiral org sitesi'nden bilgiler;
İsmet Sıral'ın biyografisi (1927-1987)
18 Ocak 1927'de Fatih'te doğan İsmet Sıral, ilköğrenimini yine bu semtte, Fatih Akşemseddin İlkokulu'nda tamamladı. Ankara'da sürdürdüğü ortaöğrenimini 1944 yılında yarım bırakarak Riyaset-i Cumhur Bandosu'nun saksofoncularından İlhami Hayri Bey'den dersler almaya başladı. 1946-49 yılları arasında yaptığı askerliği süresince Harbiye Orduevi Orkestrası'nda piyanist Nihat Divitçioğlu, davulcu Yusuf Özemel, akordeoncu Ziya Sökmen gibi isimler eşliğinde saksofon ve flüt çaldı. Bu yıllardan başlayarak Cüneyt Sermet, Şadan Çaylıgil, Müfit Kiper, Arto Haçaturyan, Faruk Akel, Celal İnce, Hırant Lüsikyan, Muvaffak "Maffy" Falay gibi dönemin değerli pek çok genç müzisyeniyle tanıştı ve onlarla birlikte amatör ve profesyonel orkestra çalışmalarına katıldı. 1953 yılında Cüneyt Sermet'le birlikte kurduğu ve şefliğini yaptığı sextet, Türkiye'nin gerçek anlamdaki ilk yerli caz orkestrasıydı (Elbette yıllar öncesinden başlayarak Ermeni ve Yahudi vatandaşların ağırlıkta olduğu çeşitli orkestralar kurulmuş, ancak bunların çoğu repertuvarlarını cazdan çok, dönemin dans müziklerine dayandırmışlardı). Radyo konserleri de veren ve eleştirmenler tarafından hayli beğeni toplayan bu tarihi orkestra (İsmet Sıral: Tenor-saksofon / Cüneyt Sermet: Kontrbas / Nejat Cendeli: Piyano / Zekai Apaydın: Trompet / Celal Bozsoy: Alto-saksofon / Yalçın Oral: Davul), ne yazık ki bir yıldan kısa bir sürede dağılacak, ancak İsmet Sıral zaman yitirmeden bu kez dönemin en kalabalık ve yankı uyandıran caz orkestrasını kuracaktı. 1954'te kurulan 9 kişilik bu orkestrada Sıral, Cendeli ve Bozsoy'un yanı sıra Hırant Lüsikyan (alto-saksofon), Müfit Kiper (trompet), Aydemir Mete (kontrbas), Vasfi Uçaroğlu (davul), Nevzat Yalaz (tenor-saksofon) ve Nuran Kurdik (trombon) bulunuyordu (Daha sonra Kurdik'in yerini Nezih Ardıvar, Mete'nin yerini ise kontrbasta Selçuk Sun alacaktı). Çalışmalarını Cüneyt Sermet'in gözetiminde sürdüren, kimi zaman genç Arif Mardin'in beste ve aranjmanlarını çalan, Sevinç Tevs ve Hasan Kocamaz'ın (ağız mızıkası) katıldığı coşkulu konserler veren, Taksim Belediye Gazinosu gibi dönemin gözde mekanlarında sahne alan ve İstanbul Radyosu'nun gediklisi haline gelen bu orkestra, Türk caz tarihine damgasını vuran kilometre taşlarından biriydi kuşkusuz. 1956 yılında bu orkestranın dağılmasının ardından Muvaffak "Maffy" Falay'la bir yıl kadar Fransa ve Almanya'da çalan, yurda döndükten sonra Şerif Yüzbaşıoğlu (piyano), Salim Ağırbaş (davul) gibi isimlerle yeni gruplar kuran İsmet Sıral, 1961 yılında farklı bir ekiple Hilton'da çalışmaya başladı. Altyapısı Günnur Perin (kontrbas), Ayhan Yunkuş (piyano) ve Turhan Eteke'den (davul) oluşan ve solistliğini Hayati Kafe'nin yaptığı bu orkestra, yedi yıllık bir başarı öyküsünün kapısını aralayacaktı.
İsmet Sıral 18 Ocak 1962'de Oya Nayman'la evlendi. Hilton'dayken aldığı bir teklifi değerlendiren Sıral, kadrosunu Ayten Alpman'la güçlendirerek 1962 yazında orkestrasıyla İsveç'e gitti. İsveç'teyken eşinden ayrılarak 7 aylık çiçeği burnunda evliliğine son verdi. Türkiye'den gelen ilk dans müziği ve caz orkestrası olarak bu ülkede büyük sükse yapan İsmet Sıral ve arkadaşları, 1962-64 ve 1965-66 yılları arasında kuzey ülkesinde başarılarla dolu iki uzun serüven yaşadılar. (Önce Hayati Kafe'nin yerine Metin Ersoy, ikinci İsveç seferinde ise Özdemir Erdoğan ve Lamia, orkestraya katılan yeni isimler oldu.) 1968'de yedi yıllık birlikteliği sona eren bu orkestranın ardından, Sıral 1969-73 yılları arasında, içlerinde şarkıcı Ali Kayral ve davulcu Burhan Tonguç'un da bulunduğu güçlü gruplar kurarak çeşitli mekanlarda çalmayı sürdürdü. 1973 yazında Marmaris Altınışık Otel'de Ali Kayral'ın solistliğinde sahne alan ekip, İsmet Sıral'ın kurduğu ve şefliğini yaptığı son orkestra olacaktı.
Sıral, 1970'lerin başında Marmaris, Turunç'tan bakir bir arazi satın alarak uzun süredir hayalini kurduğu uluslararası müzik okulu projesi için ilk somut adımı atmıştı. Ömrünün geri kalanında bir yandan bu projeyi gerçekleştirmek için çabalayacak, diğer yandan da müzik ufkunu genişleten deneysel arayışlara yönelecekti. Yakın arkadaşı Aka Gündüz Kutbay'dan ney dersleri alan, Anadolu'nun ses ve ritm zenginliğini caz birikimiyle harmanlamaya odaklanan, İçmeler ve İstanbul'da farklı müzikal altyapılardan sayısız genç müzisyenle özel çalışmalar yapan Sıral, birleştirici gücü ve ufuk açıcı yaklaşımıyla köylü çocuklardan cazcı gençlere, Orhan Gencebay ve saz arkadaşlarından Erkin Koray ve Moğollar'a dek, ona 'takılan' herkesin "İsmet Baba"sı olmuştu artık. Sayısız ritm ustası yetiştiren "dava arkadaşı" Burhan Tonguç'la birlikte, popülariteden uzak, müziğin derinlerine kök salmış iki 'underground' karargahtı onlar.
1978 yılında "hava değişikliği" için gittiği New York'ta eski dostu Don Cherry'le karşılaştı. Onunla Maffy aracılığıyla İsveç'te tanışmış, sonrasında Cherry defalarca İstanbul'a Sıral'ı ziyarete gelmişti. Don Cherry, birikimini çok iyi bildiği İsmet Sıral'ı hemen Woodstock'a, Creative Music Studio'ya götürdü. Verdiği workshop'larla kısa süre içinde bu sıradışı okulun en sevilen ve sayılan hocalarından biri olan İsmet Sıral, yalnızca öğrencilerin değil, aralarında Karl Berger, Ingrid Sertso, Lee Konitz, Nana Vasconcelos, Ed Blackwell, Trilok Gurtu, Mike Richmond, Marilyn Crispell, Steve Gorn gibi isimlerin bulunduğu pek çok müzik ustasının da zihninde derin izler bırakarak, onlarla aksak Türk ritmlerini, makamlardaki derinliği paylaştığı sayısız konser ve jam-session'un başrolünde yer aldı. Bugün hala onu büyük bir sevgi ve saygıyla anan Karl Berger, tekrar yapılandırma çalışmalarını sürdürdüğü CMS'in yeni tesislerinden birine İsmet Sıral adını vermeyi planlıyor. (İsmet Siral'ın CMS yıllarıyla ilgili daha ayrıntılı bilgi için İsmet Sıral ve CMS Projesi bölümüne bakınız).
Kendi gibi müzik "erenleriyle" geçirdiği 2 harika yılın ardından 1980'de yeniden Türkiye'ye dönen İsmet Sıral, CMS'teki arkadaşlarının da yoğun desteğini almış olarak müzik okulu projesine yeniden dört elle sarıldı. Ancak ne yazık ki aksilikler birbirini kovalayacak, anlaştığı müteahhit firmanın işi ağırdan alması ve sağlığının giderek bozulmasıyla kendini hızlı bir çöküşün içinde bulacaktı. Sonunda Turunç'taki arazisini elden çıkarmak zorunda kalan İsmet Sıral, 20 yılı aşkın süredir peşinde koştuğu hayali yitirince iyiden iyiye bunalıma sürüklendi ve 8 Ekim 1987 günü İçmeler'deki evinde yaşamına kendi eliyle son vererek aramızdan ayrıldı.
İsmet Sıral'ın birlikte çaldığı sanatçılardan bazıları:
Yabancı Sanatçılar:
Karl Berger, Ingrid (Sertso) Berger, Don Cherry, Ed Blackwell, Lee Konitz,Nana Vasconcelos, Trilok Gurtu, Steve Gorn, Mike Richmond, Badal Roy, Adam Rudolph, Hamid Drake, Tom Cora, Peter Apfelbaum, Michael Lytle, James Harvey.
Türk Sanatçılar:
Cüneyt Sermet, Muvaffak Maffy Falay, Arif Mardin, Hırant Lüsikyan, Müfit Kiper, Nejat Cendeli, Sevinç Tevs, Şadan Çaylıgil, Erdoğan Çaplı, Selçuk Sun, Aka Gündüz Kutbay, Ayten Alpman, Ayhan Yunkuş, Aydemir Mete, Vasfi Uçaroğlu, Burhan Tonguç ,Erol Pekcan, Şerif Yüzbaşıoğlu, Ali Kayral, Oğuz Durukan, Okay Temiz, Ozdemir Erdoğan, Lamia, Tuna Ötenel, Süheyl Denizci, Hacı Tekbilek, Ömer Faruk Tekbilek, Murat Verdi, Elvan Aracı, Nuri Bora, Cem Bumin, Yalçın Ateş
CMS
CMS, 1971-84 yılları arasında Woodstock, New York'ta faaliyet göstermiş olan ve İsmet Sıral'ın da 1978-80 yılları arasında dersler ve konserler verdiği üst düzey, avant-garde bir "Dünya Müziği" okuludur. Ornette Coleman, Karl Berger ve Ingrid Sertso tarafından kurulan ve Don Cherry, Cecil Taylor, Dave Holland, Ed Blackwell, Jack DeJohnette, John Cage, Lee Konitz, Carla Bley, Nana Vasconcelos, Trilok Gurtu, Anthony Braxton, John Abercrombie, Pat Metheny gibi sayısız efsanevi ismin özverili katkılarıyla yaşatılan bu okul, dünyanın dört bir yanından gelen müzik ustalarıyla yetenekli genç müzisyenleri buluşturan, hocalarla öğrencilerin aynı mekanlarda iç içe yaşadığı, akademik hiyerarşi anlayışından uzak, usta-çırak ilişkisine dayalı özgürlükçü ve yenilikçi bir müzik laboratuvarı kimliği taşımıştır. (CMS konusunda ayrıntılı bilgi edinmek için: www.creativemusicstudio.org sitesinin "The CMS Story" bölümünü inceleyebilirsiniz.)
Woodstock'ta geçirdiği yıllarda CMS'in en sevilen ve iz bırakan hocalarından biri olan İsmet Sıral, yukarıda adı geçen müzik ustalarının pek çoğuyla birlikte workshop'lar ve konserler vermiş, jam-session'lara katılmış ve bu dostlarının zihninde unutulmaz anılar bırakmıştır. Böylelikle film, dünyanın farklı bölgelerinden gelen hocalar arasında en etkili isimlerden biri olarak CMS tarihine geçen İsmet Sıral'ın öyküsü üzerinden; Creative Music Studio'nun geçmişini, onu benzersiz kılan "ruhu", temsil ettiği değerleri, paylaşılan yaşam biçimini, burada geliştirilen ve dünyaya mal olan yepyeni müzik kavramlarını, efsane isimlerin ilk ağızdan tanıklıklarıyla gelecek nesillere taşıma misyonunu üstlenmektedir.
CMS Üzerine ;
Projenin başlangıç aşamasında İsmet Sıral'ın Marmaris'teki dostları ve komşularıyla yapılan çekimlerin ardından, İstanbul'a gelen eski CMS ustalarından Charlie Haden ve Ömer Faruk Tekbilek'in söyleşileri 2002 Nisan ve Haziran aylarında filme alınmıştı.
26 Ocak - 2 Şubat 2003 tarihleri arasında New York ve Woodstock'a gidilerek, okulun kurucusu Karl Berger'in desteğiyle CMS'in çok değerli usta ve öğrencilerinden 14 tanesinin söyleşi ve performansları ile, pek çok mekan ve etkinliğin çekimleri gerçekleştirildi; İsmet Sıral ve CMS hakkında birbirinden ilginç öyküler kaydedildi; CMS arşivleri taranarak filmde kullanılacak eski ses ve görüntü kayıtları saptandı.
Diğer CMS sanatçılarının çekimleri ise, konserler için İstanbul'a gelmelerinden önce organize edilerek gerçekleştirildi. 2003 Şubat ayında Nana Vasconcelos ve Jack DeJohnette'in, Nisan ayında Trilok Gurtu'nun, Ekim ayında Carla Bley, Butch Morris ve Hamid Drake'in, 2004 Mart ayında ise Dave Holland'ın söyleşi ve performansları çekildi. Böylelikle bugüne dek filme alınan CMS'çilerin sayısı 23'a ulaşmış ve filmin CMS bağlantılı çekimleri büyük oranda tamamlanmış oldu. Çoğu İsmet Sıral'ın yakın dostu olan bu müzik ustaları, Sıral'ın Türkiye'den CMS'e taşıdığı değerli birikimi ve onunla paylaştıklarını saygıyla andılar ve CMS'i onun adıyla Marmaris'te yeniden kurma projesine büyük destek verdiler.
CMS cekimleri Projesinin hazırlık süreci ve kurgusu
İncelemekte olduğunuz proje, her ne kadar 2001 yılının Aralık ayından bu yana sürdürülen yoğun ve özenli bir çalışmanın ürünüyse de, bugüne dek herhangi bir finans desteği olmaksızın, tümüyle kişisel çabayla geliştirilmiştir. Kuşkusuz, İsmet Sıral'ın bıraktığı izin derinliğine ve insanların iyi niyetine dayalı çok anlamlı destekler alınmıştır. Böylelikle proje kısa sürede ve kaçınılmaz biçimde uluslararası boyut kazanmış, aşağıda özetini bulacağınız geniş çaplı araştırma ve çekimler gerçekleştirilmiş, ileriye dönük ayrıntılı kurgu oluşturulmuştur. Ancak projenin çapı gereği, daha ileri adımların atılabilmesi ve prodüksiyonun bitirilebilmesi için kurumsal bir ekip çalışmasına geçilmesi, dolayısıyla da sponsor desteği kaçınılmazdır.
Projeye ilişkin bugüne dek yapılan çalışmaların öyküsü, prodüksiyon kurgusu ve ilgili istatistikler aşağıda aktarılmaktadır.
Hazırlık süreci ve gelinen aşama:
Projenin çıkış noktası, Türkiye'nin öncü caz müzisyenlerinden İsmet Sıral'ın yaşamöyküsünü ve özgün kişiliğini, buna koşut olarak da Türkiye'de cazın gelişim serüvenini konu alan belgesel bir film hazırlamaktı. Başlatılan çalışmanın daha ilk aşamasında, bugüne dek Türk caz tarihi ve özellikle de İsmet Sıral hakkında hemen hiçbir ciddi araştırma yapılmamış olduğu görüldü. Öyle ki, Sıral'ın herhangi bir kaynakta basit bir biyografisi dahi yoktu. Böylelikle aylar sürecek gerçek bir "hafiyelik" serüveni başlamış oldu.
Bir yandan çocukluğu ve ilk gençliği konusunda bilgi almak için uzun süre izi sürüldükten sonra ulaşılan az sayıdaki akrabasının, diğer yandan 40'lı, 50'li, 60'lı yıllarda kurduğu orkestralar hakkında veri toplamak için (sağlıklı kaynak yokluğu nedeniyle) yaşayan eski müzisyen arkadaşlarının tanıklıklarına başvurularak, tam bir sözlü tarih çalışması yapıldı.
Ancak projenin ufkunu bütünüyle genişleten ve onu yalnızca Türkiye değil, tüm dünya müzik kültürü açısından değerli kılan asıl gelişme bundan sonra yaşanacaktı. İsmet Sıral'ın 1978-80 yılları arasında dersler ve konserler verdiği New York, Woodstock'taki efsanevi müzik okulu "Creative Music Studio" (CMS) konusunda bilgi almak üzere kurucusu Karl Berger'le iletişime geçildiğinde, Sıral'ın bu okul için ne çok şey ifade ettiği ortaya çıktı. Öyle ki Berger, 1984 yılında kapanan ve 2000 yılı itibarıyla yeniden kurulma çalışmaları başlatılan okulun ilk tesislerinden birine onun adını vermeyi planlıyordu. CMS tarihinin anlatıldığı kitapta da okulda yarattığı derin etkiye defalarca atıfta bulunuluyor; adı, burada ders veren dünya çapındaki pek çok müzik ustasından daha çok anılıyordu. Gerek CMS'te birlikte ders verdiği, çaldığı ve belleğinde unutulmaz izler bıraktığı dostlarının tanıklıkları (bazıları için bkz. Birlikte Çaldıkları), gerekse CMS çatısı altında bir araya gelen "rüya takımı"ndaki diğer isimler (bazıları için bkz. CMS'in Öncü Sanatçıları) öylesine etkileyiciydi ki, İsmet Sıral'ın CMS yıllarının projenin merkezine yerleşmesi artık kaçınılmaz olmuştu.
Ancak Karl Berger ve diğer CMS'çilerle yazışmaların yoğunlaştığı bu süreçte, projenin kurgusunu radikal biçimde etkileyecek şaşırtıcı bir bilgi daha edinildi: Bugüne dek Creative Music Studio hakkında hiçbir belgesel yapım gerçekleştirilmemişti! 20. Yüzyıl'ın ikinci yarısına damgasını vuran bir numaralı caz ustalarının büyük bölümünün gönüllü olarak emek verdiği bu emsalsiz okul, "dünya müziği" kavramının kabesi niteliğindeki bu avant-garde oluşum, ilk kez bu projeyle bir belgesel filme konu olacaktı. Üstelik okulun kurucusu ve yöneticisi olan Karl Berger projeye tam destek veriyor; Ornette Coleman, Lee Konitz, Dave Holland, Jack DeJohnette, Cecil Taylor, Oliver Lake, Carla Bley ve daha pek çok efsanevi müzisyenle gerçekleştirilecek söyleşiler için bağlantıyı bizzat sağlıyordu. Zamanında eşsiz bir ideal çevresinde birleşen "çete"nin eski tüfekleri, "elebaşı"nın isteğiyle, bu kez yaşadıklarını anlatmak üzere bir araya gelecekti... Karl Berger bununla da kalmıyor, filmin gösterimine koşut olarak İsmet Sıral anısına düzenlenecek konser ve/veya festivallere kendi kurduğu "The New Music Universe Ensemble" ve CMS'le bağlantılı konuk yıldızlar eşliğinde katılmaktan büyük keyif duyacağını bildiriyordu.
Artık proje kendi rotasını çizmişti: Dünyanın dört bir yanından CMS'e gelen müzik bilgelerini kişiliğinde simgeleyen İsmet Sıral'ın öyküsü üzerinden bu efsanevi "dünya müziği" okulunun serüveni anlatılacak, 70'li ve 80'li yıllarda avant-garde cazın pişirildiği mutfaktan, ustaların birinci sınıf tarifleri alınacaktı. İsmet Sıral'ın açtığı bu son kapıyla birlikte, Türkiye'nin ötesinde, dünya çapında ses getirmeye aday, uluslararası caz ve film festivallerini dolaşma potansiyeline sahip, özgün bir "belgesel-konser" projesi doğuyordu.
Çalışmanın çapı da uygun biçimde hızla genişletilmeliydi. CMS konusunda bugüne dek üretilmiş tek belgesel yapıt niteliğindeki kitabın yazarı Robert E. Sweet'le iletişim yoğunlaştırıldı, "Music Universe, Music Mind, Revisiting the Creative Music Studio, Woodstock, New York" adlı kitap baştan sona etüt edildi, döneme ait CMS yayınları ABD'den getirtilerek tek tek incelendi, kupür arşivleri tarandı, filmde yer alması muhtemel onlarca öncü müzisyenin biyografisi, öğretisi, CMS'teki etkisi ve Ismet Sıral'la ilişkisi analiz edilerek geniş bir bilgi havuzu oluşturuldu. Woodstock'ta yaşayan ve filmde yer alan sanatçıların çoğuyla tanışan ABD'li duayen caz belgeselcisi Burrill Crohn'la ortak çalışma başlatıldı. Marmaris, İstanbul, Woodstock ve New York'ta gerçekleştirilen çekimlerle, belgeselin büyük bölümü filme alınmış oldu.
Bugün artık yapım süreci tamamlanmak üzere olan projenin hazırlık çalışmalarına ilişkin bazı ilginç veri ve istatistikler aşağıda aktarılmaktadır.
Yapılan çalışmalara ilişkin veri ve istatistikler:
Arşiv: Terk edilmiş yazlıklardan, tavan aralarındaki kolilerden, atılmak üzere bir kenara ayrılmış torbalardan, çürümeye yüz tutmuş arşivlerden, varlığından sahibinin bile haberdar olmadığı ücra ev köşelerindeki kağıt yığınlarından binlerce kupür, fotoğraf ve belgeyle, çok sayıda ses, müzik ve görüntü kaydı toplanarak, Türk caz tarihi açısından çok anlamlı, geniş bir arşiv oluşturuldu. Arşivdeki tüm parçalar özel bir kodlama sistemiyle sınıflandırılarak tek tek isimlendirildi. Yüzlerce fotoğraf tarandı, ses ve görüntüler temizlendi, gerekli ön-montajlar yapıldı ve bilgisayar ortamında söz konusu malzeme arasından yapılan bir seçki ile yukarıda aktarılan CMS bilgilerinin harmanlandığı geniş bir audio-visual sunum hazırlandı, CD ve basılı malzeme halinde de çoğaltıldı. Sunum kitlerinin birer kopyası Karl Berger'e ve Sıral'ın çok yakın dostu olan Arif Mardin'e gönderildi.
İletişim ve medya: İsmet Sıral ile kayda değer ilişkisi bulunan yerli ve yabancı insanların çok büyük bir bölümüyle görüşüldü, bilgi ve belgeler alındı. 250'yi aşkın kişiyle bizzat ya da telefon ve Internet aracılığıyla iletişim kuruldu. Projenin uluslararası boyutu nedeniyle 1000'e yakın e-mail yazıldı, 3000'den fazla telefon konuşması gerçekleştirildi. Görüşme, araştırma, mekan tespiti ve çekimler için on binlerce kilometre yol kat edildi. Diğer yandan, Aralık 2002'de yapılan duyurular sonucu çeşitli medya kuruluşları projeye geniş yer ayırdılar.
(Bkz: Medyadan Yansımalar)
Çekimler: 2001 ve 2002'de Marmaris ve İstanbul'da, 2003 yılının başında ise Woodstock, New York ve yine İstanbul'da gerçekleştirilen çekimlerle, İsmet Sıral'ın pek çok eski dostunun ve aralarında efsanevi isimlerin bulunduğu CMS'le bağlantılı 19 sanatçının söyleşi ve performansları filme alındı.
(Bkz: Yapılan Çekimler)
Internet: "Creative Music Studio" web sitesinin ana sayfasında proje duyurusu Eylül ayında resmen yayınlanmaya başlandı. CMS'in bağlı olduğu vakıf "Creative Music Foundation Inc."in projeye 'co-sponsor'luğu ilan edildi (Bkz: www.creativemusicstudio.org ana sayfa ve proje devam sayfası). Eşzamanlı olarak, incelemekte olduğunuz, düzenli olarak güncellenen İsmet Sıral web sitesi yayına hazırlandı, CMS web sitesiyle karşılıklı olarak bağlantılandırıldı.
Biyografi: Bilgi ve kaynak yokluğu nedeniyle gerçek doğum tarihi bile ancak Marmaris İçmeler'deki mezar taşından öğrenilebilen İsmet Sıral'ın, bu web sitesinde kısa bir özetini bulacağınız eksiksiz ve ayrıntılı biyografisi çıkarıldı. Bu çalışmaya koşut olarak 40'lı ve 70'li yıllar arasında faaliyet gösteren pek çok farklı orkestra hakkında da spesifik bilgiler elde edilerek, Türk caz tarihinin aydınlatılması açısından anlamlı bir araştırma gerçekleştirildi.
Sinopsis: Senaryonun altyapısını oluşturan çok sayıda eskiz çalışma yapıldı, fikirler üretildi, sorular çıkarıldı, filmin genel atmosferi ve düğüm noktaları belirlendi. Filmin ağırlık dengeleri saptanarak, bu doğrultuda bir sinopsis hazırlandı.
Bütçe: Yazılan sinopsis ve prodüksiyon açısından öngörülen aksiyon planı temel alınarak, ayrıntılı ve opsiyonlu bir ön-bütçe çalışması yapıldı.
Prodüksiyon kurgusu ve zamanlama: Bütçe çalışmasının temelini oluşturan titiz bir prodüksiyon kurgusu ve zamanlamayı belirleyen ayrıntılı bir aksiyon planı hazırlandı. Temel çekim bölgeleri New York, İstanbul ve Marmaris olarak belirlendi. Filmin süresinin 90-110 dakika olması, digital-betacam ve mini-DV formatında çekilerek sinema ve dev ekran gösterimleri için 35 mm'ye aktarılması, TV gösterimlerinde ise 3 ya da 4 bölüm halinde yayınlanması öngörüldü.
Dost Kip'in kaleminden İsmet Sıral
İsmet abiyi ilk ne zaman ve nasıl tanıdığımı hatırlamama olanak yok, çünkü 1969 yılında babamla ilk kez çalışmaya başladıklarında, ben henüz dört yaşındaydım. Diğer bir deyişle, onu kendimi bildim bileli, kendimle birlikte biliyorum.
Kapıyı açıp da karşımda onu gördüğümde, her defasında aynı müjde tonuyla çıkardı sesim içeriye doğru o meşhur cümleyi savururken:
"Babaa, İsmet abi geldi!"
Vurgu "geldi"de olmazdı hiç, "İsmet abi"de olurdu. Başkası değildi de gelen, oydu çünkü... O bakımdandı...
İsmet abinin gelmesi iyi bir şeydi. Bunu hepimiz bilirdik. Ve bunun tek nedeni İsmet abinin gelmesiydi. Yokluğunda, aslında kılık değiştirip aramızda dolaşmaya devam ediyormuş da, gelince yeniden kendi kılığına giriyormuş gibi gelirdi bana. Daha doğrusu, ancak böyle anlatabiliyorum şimdi o ruh halini. Hep yanı başında olan birini görememekten kurtulmaktı onun gelişi.
Böylece onu fazla özlemezdim. Bütün hafifliğiyle hep o kadar "var"dı ki benim için, yokluğunu hissetmezdim. Gelince çok sevinirdim ve giderken üzülürdüm, o kadar.
Öldüğünde elim bayağı kalem tutuyordu, yirmi iki yaşındaydım, dergide çalışıyordum. Tek kelime yazamadım.
Aradan yıllar geçti. Onu fazla özlememeye devam ettim. Ölmesi hiçbir şey değiştirmemişti. Yüreğimde filan yaşamıyordu tabii, o işlere gelmezdi o. Ama tebdili kıyafet, usul usul bulunmaya devam etti etrafımda.
Projeye başladıktan dört ay sonra, bir gün yine çıkıp geldi İsmet abi. Eski kupürleri didikleyerek sabahlamıştım, uykuyla uyanıklık arasındaydım. Pencereyi örten tülün incecik aralığından dış kapıya doğru seyirten silüetini gördüm bir an için. Kısacık, selamla yatıştırma arası bir el işareti yaptı. "Tamam tamam, bir şey yok, sadece geliyorum" der gibiydi. Ve apartmanın girişinde kayboldu. Bu kez kapıyı değil, telefonu açtım. "Baba" dedim, "İsmet abi geldi". "Gelir" dedi.
İsmet abinin gelmesi iyi bir şeydi.
Dost







Peki sizin düşünceniz nedir?